Bu hikaye Ankara’da başlıyor… Kışları soğuk ve kar yağışlı, yazları sıcak ve kurak… Sıcak bir yaz gününde Ankara’da Dünya’ya geldi ve okul hayatı boyunca burada yaşadı. Hacettepe Üniversitesi’nde kışların ne kadar soğuk ve karlı olabileceğini gördü. Eğitimi sırasında okuldan çok okulun Fotoğraf Topluluğunda vakit geçirdi. Bir sene Karanlık oda sorumluluğundan sonra 2 sene başkan yardımcılığı ve 2 sene başkanlık yaptı. Okuldan mezun olduğunda çoktan deniz kenarı bir şehre yerleşmişti. İlk nokta nedenini bilemese de Antalya’ydı. 3 yıl boyunca Antalya Serbest Bölgesi’nde Yat üretiminde çalıştı, harika patronları ve arkadaşları oldu. İş dışında bütün vaktini fotoğrafa verdi. Antalya Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği (ANFAD)’ne katılarak orada 1 yıl boyunda dernek başkanlığı yaptı ve Türkiye Fotoğraf Federasyonu (TFSF) delegesi oldu. Hayat planladığı gibi gitmedi ve aldığı iş teklifiyle Göcek’e yerleşti. Ruhunun huzur bulduğu bu yerde tekne tasarımı yaparak ama daha çok teknelerin arasında biraz yelken yaparak biraz pontonlarda oturarak ve her zaman fotoğraf çekerek bir yıla yakın vakit geçirdi. Yine hayat onun kafasındakinden farklı bir plan yaptı ve tahmin edemeyeceği bir iş teklifiyle kendisini bi anda Bodrum’da buldu.

Geriye dönüp baktığında tersi gibi gözükse de hayatın aslında tam da onun istediği şekilde ona fırsatlar sunduğunu çünkü hayatın ona ne sunacağına kendisinin karar verdiğini fark etti. Bodrum’da geçirdiği zamanlar hayatının dönüm noktasını oluşturacak farkındalıklara kapı açtı. Mükemmel giden işinden ve harika bir evinden bir gün içinde ayrılma kararı aldı ve üç hafta içinde kendini Hindistanda buldu. Biraz fotoğraf çekmek, biraz hayatı tanımak için kendine süresiz zaman vermişti. Bütün bu hayat koşturmacasının ötesindeki gerçekliği sorgulayarak ve düşünmeden yaşayarak geçirecekti vaktini. En güzeli de vaktinin çoğunu meditasyonla geçirecek ve kendisini tanıyacaktı.

Güzel dostluklar, güzel mekanlarda Hindistan ruhunun cennetine kapılarını açtı. Yaşanabilecek en saf ve mükemmel aşkı tanıdı, o aşkın içinden çıkıp karşısındaki harikulade güzelliklerden kendisine geri döndü, içi aşk ve mutlulukla dönüşüverdi. Bütün beklentilerden kurtulup hücrelerinin farkındalığıyla yaşarken hayatı özün bitip tükenmeyen mutluluğuyla ve sadece severek geçecek vakit.
Yat tasarımcısı, fotoğrafçı, yelkenci iken biraz yogacı ve gemici oldu ama bütün oluş hallerinde her zaman öze aşık, fizik sınırlarının ötesinden neşeyle coşarak akıyor hayata.
Mutlulukla ve aşkla…